Marangoz Altan

Büyüdüğüm sokaktayım. Önceden babaannemin, şimdiyse amcamın yaşadığı evin balkonundan sokağa bakıyorum ve çok da iyi hatırlıyorum marangoz Altan’ın atölyesini, evini. Derme çatmaydı ikisi de. Arada bahçe kapısından kulağının arkasına koyduğu kalemiyle elinde testere kendine zarar vermeden nasıl kestiğini seyrederdim hayretle. Sonra uzuvlarından birini hafif uçurduğunu hatırlıyorum. Karısının ince bir sesi Devamı…

Döndükçe

Öğlen arasında yemeklerini herkesin evinde yiyebildiği bir kasabaydı. Annem ve arkadaşları dalga geçerlerdi biriyle. Dolgun kalçalarını kıvırırdı kadın. ”Şanzımanlar çelik”’ derlerdi arkasından kıkırdayarak anlamazdım. Sonradan öğrendim çamaşır makinası bir sağa bir sola dönüyormuş, adı da şanzımanlar çelikmiş. Benimkinin hikayesi belli daha uzun pek bir sesli bir o kadar hareketli. Bana Devamı…

Düş Ağrısı

Gözler kapıda, gözler gitmek istemez… Ev soğuk sıtmalı, bir o kadar sıcak; yuva çünkü. Çocuklar, endişeli bakışlar, öksürük krizleri ve sonunda hastane… -Abla gidiyorum ben, götürüyorlar beni… Yalnız bir yolculuğun ilk dakikaları. Alınan ilaçlardan sersemlemiş bir bünye. Hiçbir şeyin farkında değilim sanki. Derken bir test pozitif. Covid-19 diyorlar buralarda, hatta Devamı…

Boğaz

İçime çektim lodosla gelen iyot kokusunu, sadece yosun değil boğazın yuttuğu ne varsa ekşimsi bir koku yayıyordu. Köprünün ayakları süslü mezar taşları oluyordu bu durumda. Karşı kıyıdaki abi de camilerin ihtişamını izlerken içinde yerlere kapaklanmış ve kendini şişlemiş insanları hayal ettim. Belki şu an orada değillerdi ama bir zamanlar illa Devamı…

Kağıt Parçaları

Dönüştüğümüz haller  artık kimsenin algılayamayacağı durumda. Ne ben seni anlarım ne de sen beni. Zaten soran da yok içten bir ‘Nasılsın?’ hani cevabı olarak içinde ne varsa dökebileceğin bir ‘Nasılsın?’ Fidellerden bahseden kitaplar; yüksek sesle söyleyemediklerimizi biriktirdiğimiz dipsiz kuyular ve sonunda durumu kişiselleştirip yazmak. Bizi bizden soğutmaya çalışırlar hep. Anlaşılır Devamı…

Fotoğraf Çekimi Üzerine Detaylı İnceleme

Fotoğrafın Teknik Özellikleri Fotoğraf dünümüzde de bugünümüzde de vazgeçilmezlerimizden biridir. Bir anı kaydetmek ve sonrasında o anı yakalayabildiğimiz için mutlu olmak fotoğrafçılığın en önemli özelliklerindendir. Fotoğraf çekmek tek başına bir fotoğraf makinesi sahibi olmakla gerçekleştirilebilecek bir iş değildir. Fotoğrafçılık gerek eğitim gerek tecrübe ile ilerletilebilecek bir sanattır. Gözlemleme yeteneğinin kısacası Devamı…

İspanyol Sineması’na Genel Bakış ve “Tarantula” Film İncelemesi

1936-39 İspanya İç Savaşı’nın genellikle İkinci Dünya Savaşı’nın provası olarak adlandırılışı gibi, İspanya’nın Francoculuktan demokrasiye şaşırtıcı bir hızla geçişi de 1945’i izleyen Soğuk Savaş paradigmasının ani çöküşünün habercisi olarak görülebilir. İspanyol Sineması sadece 1975’de Franco’nun ölümünden sonra değil, önceki yıllarda da İspanya’nın demokrasiye geçişinde önemli bir rol oynamıştır. Sımsıkı kapalı Devamı…

Yılmaz Güney ve “Duvar” Film İncelemesi

İlk ismi Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun olarak kararlaştırılan Duvar filmi Yılmaz Güney’in Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz adlı romanından yola çıkılarak çekilmiştir. Öyküsü: Ankara Merkez Cezaevi hoparlöründen, ertesi gün mahkemeye çıkacak çocuk mahkumların isim listesi duyurulur. Kimi 2.Asliye Ceza’da, kimi Sulh Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacaktır. Cezaevinin dördüncü Devamı…

Katbekat Ömürlük Olsun

Bana, bize ömür katanların anısına… Büyüyorum sizinle… Geçmiş yaşanmışlıklarımızı buruşturup bir sandığın içine tıktıysak tabiri caizse ki vay halimize… Bir gün öyle bir şey olur ki sandığın kilidini kırmak zorunda kalırsın. Hani anahtarını akarsuya attığın kilidi… Hadi açtın sandığı, öyle boş bakışlarla durmamalı karşısında, dök odanın ortasına, oku tek tek Devamı…

Kuşluk Vakti Cinayet

Havlayan köpeklerin sesinden başka bir şey işitilmiyordu. Sonbahar güneşinin cansız ışıkları iskeleti çıkmış çınar yapraklarının arasından süzülüyor, caminin kapısına bırakılmış cesedi turuncu renge boyuyordu. Bu haliyle ceset uyuyan bir adama benziyordu. Belden yukarısı çıplaktı ve bedenini saran kıllar sabah rüzgârında ait oldukları bedenin ölmüş olduğundan habersiz salınıyorlardı. Kime ait olduğunu Devamı…

RSS
Follow by Email
Instagram