Bayram Benim Neyime?

İlhan Vardar tarafından tarihinde yayınlandı

656 views

Beyinlerimiz savaşsın isterdim, ama görüyorum ki siz silahsızsınız bayım.” Franz Kafka

Çocukların katledildiği, şiddetin, tacizin giderek arttığı, kadınların yok sayıldığı, öldürüldüğü, bilimin, sanatın, eğitimin büyük bir hızla yok edilmeye çalışıldığı, adaletin ayaklar altına alındığı, yolsuzlukların, rüşvetin nerede ise mubah sayıldığı, doğanın yok edildiği bu ülkede bayram benim neyime?

Vahşice aynı dinden olanların kan akıttığı, kadın sünnetinin yaygınlaştığı, Allah adına küresel sermayeye çalışan dindarların arttığı, din adına diğer dinlerdekilerin bombalarla yok edildiği bir dünyada bayram benim neyime?

İletişimlerimizin gittikçe azaldığı, sevginin çıkara dönüştüğü, sevgisizliğin yaygınlaştığı, bencilliğin giderek arttığı, insan olmanın erdemlerinin yok olduğu bu insanlıkta bayram benim neyime?

1990’da Gezgin-1 sondasının 6,4 milyar km uzaktan Satürn’ün halkaları arasından çektiği fotoğrafta dünya “Soluk Mavi Nokta” olarak görünmektedir.

11 Mayıs 1996 da Carl Sagan (1934-1996) bir konuşmasında o fotoğrafı şöyle yorumlamıştır:

“Şu noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O, biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor.

Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her âşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süper yıldız, her “yüce önder”, her aziz ve günahkâr onun üzerinde – bir gün ışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.

Evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne.

Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular.

O zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.

Böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor.

Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnızca bir toz zerresi.

Bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.

Dünya, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen.

En azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok.

Ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz.

Beğenin veya beğenmeyin, şu anda Dünya sığınabileceğimiz tek yer.

Gökbilimin mütevazılaştırıcı ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. Belki de insanın kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur.

Bence, birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor ve bu mavi noktaya, biricik yuvamıza.”

“Evrendeki bu biricik yuvamız olan soluk mavi nokta ve üzerinde yaşayan ırkımıza daha iyi davranma bilinci yerleşmeden Bayram bizim neyimize? ”

İlhan Vardar


2 yorum

Gürsel Özkan · 28 Mayıs 2020 14:37 tarihinde

Emeğinize yüreğinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RSS
Follow by Email
Instagram
Bu yazı Toplamda 656 views Okunmuştur.