Bilim ve Siyasetçi

İlhan Vardar tarafından tarihinde yayınlandı

149 views

“Dünyada her şey için; uygarlık için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir; fendir. İlim ve fennin dışında rehber aramak dikkatsizliktir, bilgisizliktir, yanlışlıktır.”

Mustafa Kemal Atatürk

1996 yılı Ocak ayında yayınlanan ilk yazımdan beri kendimden bahsetmek, siyasi yazılar yazmak hiç harcım olmamıştır. Bu 24 yıllık serüvende ancak 1-2 yazım böyledir.

Okurlarımdan özür dileyerek bu iki konudaki tabularımı bu yazımda yıkmak istiyorum.

Tecrübenin,yaşanmışlıkların logaritması olduğunu düşünenlerdenim.

Bildiğiniz gibi bilim, neden, merak ve amaç besleyen fiziki evrenin deney, gözlem, düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde incelenmesini de kapsayan entelektüel ve pratik disiplinler bütünüdür. Bilimin diğer tüm disiplinlerden en farklı karakteristiği, savunmalarını somut kanıtlarla sunmasıdır. 

Siyaset; tanıma gerek var mı? Savunmalarını somut kanıtlara dayandırabiliyor mu? Yorum okurlarımın.

Tabi siyasette sağcı, solcu, komünist, sosyalist, liberal,milliyetçi gibi gruplara ayrılmış durumda.

Tüm bu saydığım gruptaki partilerin hiç birinde bilim kurulları olduğunu düşünmüyorum.

Varsa yoksa birbirlerini kötülesinler. Hepsinin iddiası bu ülke ve insanlarının iyiliği. Peki öyle mi acaba?

Ülke ve insanını düşünmek bilimsel yaklaşımdan geçer.

Ama esas ilgilendiğim konu ……….

Birkaç yıl önce bir üniversitede özel öğrenci olarak öğrenmek adına Felsefe Bölümünden iki Yüksek Lisans dersi aldım. Siyaset Felsefesi Hocam’ın şu sözleri hala kulaklarımda çınlıyor.

“Hayatta en nefret ettiğim şey kapitalizm. Kapitalizmin bu dünyaya yaptığı en büyük kötülükte orta sınıfı yaratması” demişti.

Diğer bir değerli Felsefe Hocam ise bu tanıma şunu ekledi : “Ve kapitalizmin orta sınıfı lükse alıştırması”

Siyasi düşünce olarak orta sınıf genellikle hangi siyasi düşünceye sahip.

İşte ilgilendiğim konu bu aslında.

Özellikle bu grubu bilimin ne olduğunun en çok anlatılması gerekli kitle olarak ilan etmem de çok büyük hakaret olmaz sanırım.

Bu net tanımı 50 yıllık tecrübelerimle yapıyorum.

İlk örnek : İlk yazılarım Istranca Su projesi ile ilgili bir çevre yazısı idi. Bölgenin orta sınıf siyasetçi Başkanı şahsıma “Boşuna uğraşıp kendini yorma, bunlardan bir şey çıkmaz” diyerek basın önünde projenin iptal edilmesi gerektiğinden söz ediyor.

Yazılarımı sürekli okuyan okurlarım yazılarımın sonuç odaklı olduklarını hissetmiştir.

Özellikle emekli olduktan sonra Mental Rahatsızlıklar ve bilimsel farkındalık yaratmaya özen  gösteren yazılar yazmaya çalışıyorum. Ve bunları siyasilerle de paylaşıyorum.

Ve açıkçası “Ruh Sağlığı Yasası” ile “Işık Kirliliği Yasası” konularında çaba göstermek ve bunların yasalaşması konusunda bir nebze katkı vermek en büyük amacım.

Bunun için emekli olduktan sonra memleketime yerleşerek astronomi sevdasını aşılamak adına çalışmalara da başladım.

İki belediyeye el yapımı teleskop kazandırdım. Benim, sizin paralarınızla bunları aldılar. 10 yılı geçti nerede ise ve atıl vaziyetteler.

Bir bilimsel derneğin kuruluşunda yer aldım aynı siyasi görüşe sahip belediyeye teleskop yaptık hala atıl.

Etkinlik talebinde bulundular sonra pandemi sevdaları tuttu vazgeçtiler. Ama kalabalık etkinlikler reklamasyon amacı ile yapıldı ve yapılıyor.

Kurumlar bakidir kişiler geçici. Seçimle gelenler şunu düşünmeli; beni bu göreve halk getirdi. Halkım insanım için önce nereden başlamalıyım.

Benden öncekiler neler yapmış? Kimlerle çalışmış? Çalışmalar verimli mi olmuş ?

Halkımın yararına insan yararına ise Bende bu STK ve kişilerle iletişime geçeyim Hem ülkeme hem insanlarıma faydam olsun.

Ama yok ben kendim karar veririm? Her şeyi ben bilirim mantığı.

Sunulan bilimsel projelere yanıt vermek olur mu hiç . Bilimsel proje neymiş ki? Reklamımı yapar geçerim.

Ama geçmişte bilimsel bir STK projesi ile ödül aldık. Teşekkür boş ver. Biz yaptık.

Saygısızlığın dik alası.

Bunları yüzlerine söyleyince bir sinir, bir itiraz ve tepki. Dağları ben yarattım edası.

12 Eylül’den sonra bir gazete bu ülkeye en büyük zararı veren siyasetçiler anketi yapmıştı.

Tabi ki bu ankette çıkan sonuçlar şu an için geçerliliğini yitirdi.

Bu gün böyle bir anket yapılsa ben bahsettiğim sosyal demokrat zihniyetin bu ülkeye en büyük kötülüğü yaptığının çıkacağını düşünüyorum.

Yıl iki binlerin başı. Cumhurbaşkanlığı sevdasına yasaklı bir siyasetçinin siyasete girmesi için yapılan toplantılar, bu kişinin hala bu partide bulunması, bu olayı 5 yıl sonra açıklayan tanınmış bir aydın.

Şimdi suçu nerede aramak gerekiyor soruyorum değerli okurum. Çuvaldız sözünü çok severim çünkü bu zihniyet iğneyi değil çuvaldızı kendine saplamalı önce. 

İnsan diyorsun boş ver, doğa diyorsun boş ver, iklim diyorsun boş ver, proje sunuyorsun yanıt yok.

Yazının başındaki Büyük Önderimizin sözlerine en çok dikkat etmesi gerekenlerin bilimi dışlaması gerçekten çok üzücü.

Pazartesi yazılarımdan önümüzde ki yazım da aydın üzerine olacak.

İlhan VARDAR

Kategoriler: Gündem

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RSS
Follow by Email
Instagram
Bu yazı Toplamda 149 views Okunmuştur.