Bilimsel Fıkra ve Anılar

İlhan Vardar tarafından tarihinde yayınlandı

742 views
Homeopathy Research And Distress In Lambs | Homeopathy Plus
Bayramınız Kutlu Olsun

Yıllardır her bayram biraz da olsun gülmek adına köşemi fıkralara ayırıyorum.

Bu bayram köşemi, fıkraları ve anıları rahmetli Hocam Prof. Dr. Zeki Tüfekçioğlu’nun derlemelerine ayırdım.

Bağdat seferinde  Padişah Genç Osman, kale kapısını kırarak ilk içeri giren

kişi olmuştur.

Tarih dersinde hoca öğrenciye sorar: Bağdad kalesinin kapısını  kim kırdı?

Tenbel öğrenci heyecanlanır ve ben kırmadım efendim der.

Hoca çok kızar bu cevaba ve durumu Okul Müdürüne anlatır.

Ancak,Müdürün cevabı da ilginçtir:Bunlar kırarlar da sonra ben kırmadım derler, der Müdür. İyice sinirlenen hoca durumu Milli Eğitim Müdürüne iletir.

O da ne yapacağını bilemez ve Bakanlığa başvurur.Olay sonun da Bakana kadar ulaşır.Bakan çok pratiktir.

Müsteşarını çağırır ve örtülü ödenekten şu kapıyı yaptırın da olay kapansın der.

*          *          *

Paşanın biri kitaba çok düşkündür ve evinde büyük bir kitablığı vardır.

Istanbul’dan Bursa’ya tayin olur.Günlerce kitaplar raflardan alınır,paketlenir,

Bursa’ya götürülür ve orada açılıp tekrar raflara yerleştirilir.

Bu olaydan bıkan eşi, paşa bu kitapların bir işe yaradığını, onları kullandığını görmedik ne

diye bunları yanında taşıyorsun diye sitemde bulunur.

Sinirlenen paşa,hanım sen de bir işe yaramıyorsun,seni de kullanmıyoruz! ancak yine de arkamızda taşıyoruz cevabını verir.

*          *          *

Yıl 1943, İlkokul birinci sınıftayım.Köyün değirmenine öğütülmek için mısır götürdüm.

Yaşlı bir amca bana, oğlum  senin  matematiğin  iyi diyorlar,sana bir soru soracağım der ve sorar:

Gökte bir sürü kaz uçuyor ve yerde de bir kaz var.Yerdeki kaz göktekilere

merhaba yüz kaz diye bağırır.Ancak gökteki kazların reisi,biz yüz kaz değiliz.Bizim kadar bir daha,bizim yarımız kadar daha,yarımızın yarısı kadar daha ve bir de sen olsan o zaman yüz kaz oluruz der.

Soru:gökte kaç tane kaz var.

Sorunun yanıtını ben deneme yoluyla 36 olarak bulmuştum.

Esas ilginç olan şey, yıl 1961, Amerikada Virginiya eyaletinin bir

köyünde bir evde bir günlüğüne misafirlikteyken,matematikçi olduğumu

öğrenen ev sahibinin bana yukarıdaki soruyu aynen sormuş olmasıydı.

*          *          *

Yıl 1973, eşimle birlikte arabayla Varşovada bir toplantıya gidiyoruz.

Macaristan’dan çıktık Çekoslavakya’ya gireceğiz.Gümrük memuru pasaportlara

baktı ve siz daha öncede buraya gelmiştiniz dedi.

Hayret ettim,çünkü gerçekten 1967 de bu gümrükten değil ama bir başka kapıdan girip

Prag’a gitmiştim.O zamanlar şimdiki gibi bilgisayarlar  yoktu.

Kendisine bunu hatırlatınca,hayır o değil üç yüz sene evvel gelmiştiniz demesin mi.

Ben de o zaman gelenler arasında ben yoktum demek zorunda kaldım.

*          *          *

1963 yılında Yale Üniversitesinde Değişen Yıldızlar adlı bir ders alıyoruz.Bir yıldızın patlayan yıldız -süper nova-olduğundan şüphe ediliyor.Harvard Üniversitesinin arşivinde 1850 den beri her gece çekilmiş gök yüzü fotograflarından şüpheli yıldızın bulunduğu bölgeyi incelemek üzere oraya gittik.

Her incelediğimiz plakta yıldız aynı-çok sönük-parlaklıkta görülüyor.

1954 Şubat 14 gecesi çekilen plağı incelerken o sönük yıldızın yerinde çok parlak bir yıldız gördüm ve derhal hocaya götürdüm.

İki tecrübeli hoca incelediler ve bunun bir fotoğraf hatası olamayacağını dolayısıyla o yıldızın bir süper nova olduğunu emin olarak söylediler.

Fakat son kararı verebilmek için o geceden bir veya iki gece önce ve sonra çekilmiş plakları araştırıp incelemek gerekli idi.

İncelemelerden sonra gördük ki o bölgeden o günlerde bir asteroid-küçük gezegen-geçiyormuş ve tesadüfen 14 Şubat gecesi tam o sönük yıldızın üzerinde imiş.

Bu anımı şunun için anlattım:Eğer o  yıldız bir süper nova olsaydı,kural gereği ilk bulanın adı ,yani benim adım verilecekti ona.Amerikalı öğrencilerin o arada ki bir saat içinde beni nasıl kıskandıklarını gördüm.Hatta adını mı soyadını mı vereceksin diye ciddi ciddi soranlar bile oldu.Fakat sonunda üzülen de maalesef ben oldum.

*          *          *

Bilindiği gibi M.S.140 yıllarında Batlamyus’un iddia ettiği evren modeline göre dünya evrenin merkezinde sabit olarak durmakta,güneş,ay ve diğer gezegenler onun etrafında dolanmaktadırlar.

14 yüzyıl kadar süren bu inanç,Kopernik ve Keplerin çalışmalarıyla çürütülmüş ve dünya da dahil bütün gezegenlerin Güneş etrafında dolandıkları ispat edilmiştir.

Ünlü psikanalizci Sigmon Freud,bu olayla ilgili olarak şöyle der:İnsan oğlunun gururuna vurulmuş üç büyük darbe vardır:

1.İnsan oğlunun hayvanların gelişimi  ile oluştuğunun anlaşılması,

2.İnsan oğlunun kendi evinin bile reisi olamadığının anlaşılması,

3.İnsan oğlunun üzerinde yaşadığı dünyanın evrenin merkezi olmadığının     anlaşılması.

*          *          *

Batlamyus modelinde,aslında gezegenler yer etrafında bir çenber üzerinde dolanmazlar.

Gezegen bir küçük çenber üzerinde dolanırken,küçük çenberin merkezi de Güneş etrafında dolanır.

Gözlemlerle,modelin verdiği sonuçları bağdaştırabilmek için küçük çenberlerin sayısı o kadar artırıldı ki :

13.yüzyülda astronomiye meraklı bir İspanyol Kralına bu karışık model anlatılırken,Kralın ben tanrı olsaydım evreni daha basit yaratırdım dediği ve bu yüzden de Kilise tarafından hakkında ölüm  fetvası verildiği söylenir.

*          *          *

1471 de doğan Polonyalı Kopernik,güneş merkezli yeni bir evren modeli ortaya atmış fakat ispat edememişti.

Ondan sonra gelen Danimarkalı Tycho Brahe ömrünü Mars gezegenin gözlemlerine vermiş,Batlamyus modelinin doğru olduğunu Kopernik’in hatalı olduğunu ispata çalışmaktadır.

Bir gün Kral Brahe’nin rasathanesini ziyarete gelir.

Fakat kapıda Brahe’nin köpeğinin saldırısına uğrayıp,onu tekmeler.

Bu olaya çok kızan ve zaten mizaç olarak çok hırçın olan Brahe,Kralı içeri almaz.

Kral da gözlemevini kapatır ve Brahe’yi Danimarka’dan atar.

Prağa giden Brahe,40 yıllık gözlemlerini de yanına alır.

Kendisine Prag Üniversitesinde bir profesörlük kadrosu ve emrine matematiği çok kuvvetli olan genç bir asistan verilmiştir.

Birlikte,Batlamyus modelini doğrulamak için bir yıl çalışırlar.

Brahe hastalanır,ölüm döşeğinde asistanını yanına çağrır,40 yıl boyunca yaptığı Mars gözlemlerini ona verir ve onları sadece Batlamyus Modelini ispat etmek için kullanacağına dair söz alır.

Asistanı yıllarca çalıştıktan sonra,tam tersine Batlamyus modelinin yanlış olduğunu ispatlar ve Kopernik modelini daha da geliştiren, Gezegenler Güneş etrafında elips çizerler diyen ve kendi adıyla anılan bugün ki modeli verir.

Bu genç asistan,Johan Kepler’dir.

*          *          *

Eskiden beri sadece Merkür,Venüs,Yer,Mars,Jupiter ve Saturn gezegenleri bilinmektedir,çünkü bunlar çıplak gözle görülmektedirler.

Dürbünler icad edilip geliştirildikten sonra,Uranus gezegeni de gözlemlerle bulundu.

Uranüsün yörüngesindeki tedirginlikler-düzensizlikler-içteki altı gezegenin bozucu etkilerinden ileri gelmektedir.

Newton’un çekim yasasını kullanarak bu düzensizlikleri matematiksel yollarla bulabiliriz.

Ancak bütün gayretlere rağmen bu düzensizliklerin gözlemleriyle,matematiksel sonuçlar uyuşmuyordu.

O halde Newton çekim yasası yanlış olabilirdi.

Bu olasılığın olmadığı da ispatlandı.

1840 lar da Fransız astronomu Le Verier,Uranus yörüngesinin dışında bir gezegenin olabileceğini ve uyuşmazlığı onun bozucu etkilerinin meydana getirebileceğini düşündü ve bu etkiyi meydana getirebilecek bilinmeyen gezegenin yörüngesini ve kütlesini matematiksel yollarla hesap etti.

Gezegenin Paris Rasathanesi üzerinden geçeceği zamanı da bildirdi.

O anda Paris semaları bulutlu olduğu için Berlin Rasathanesine bildirildi.

Dürbünler Le Verier’in verdiği koordinatlara ayarlandı ve hesapla bulunan zamandan sadece 56 saniye sonra dürbün içinde yeni bir gezegen görüldü.

Adına Neptün denildi.

Neptün’ün keşfi matematiğin en büyük zaferlerinden biri sayılır.

Le Verier’in hesapları ancak yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin anlayabileceği seviyede olup Yale Üniversitesinde bize haftada iki saatlik bir ders halinde bir sömestrede okutulmuştur.

Konunun hikayesi burada bitmez. Yeni bir gezegenin bulunduğu duyulur duyulmaz,İngilterede Greenwich gözlem evinde çalışan 20 küsür yaşındaki genç bir astronom,John Adams,müdür Sir Airy’ye koşar.

Çünkü bir ay önce yeni bir gezegen bulduğu iddiasıyle kurduğu teori ve hesaplarını incelemek üzere ona vermiştir.Ancak Airy zaman bulup teoriye henüz bakamamıştır.

Derhal Adams’ın çalışması incelenir ve hesapların doğru olduğu görülür.Adams’ın yöntemi değişiktir ancak sonuç Le Verier’le aynıdır.

Hikaye burda bitti sanmayın.

Neptun Le verier’in hesapları kullanılarak keşfedilmiştir.

Ancak.Adams hesaplarını ondan bir ay önce vermiştir.

Eğer Sir Airy hemen inceleseydi yeni gezegen onun hesapları sonucu daha önce bulunacaktı.

Şimdi,Neptün’ün keşfinin ıhtıra beratı kime verilecekti.

İngiltere ve Fransa arasında bir ortak mahkeme kurulur.Her iki bilim adamı savunmak için çağırırlar.

Ancak,onlar bilimi insanlık için yaptıklarını keşif onurunun kime verileceği onları ilgilendirmediğini bildirerek mahkemeye gitmezler.

Mahkeme keşif beratını Le Verier’e verir.

*          *          *

Amerikada,Mt.Palomarda 6 metre çapındaki dürbün çalışmaya başladıktan kısa

bir süre sonra,Einstein ve eşi ziyarete gelmiştir.Einstein’ı ayrı bir grup eşini de bir başka grup gezdirmektedir.

Eşini gezdiren gruptan birisi büyük dürbünü tanıttıktan sonra,Bayan Einstein evrenin sırlarını biz bu dürbünle çözüyoruz der.

Bayan Einstein gayet sakin,’Ha öyle mi benim kocam o işi evde eski zarfların üzerinde yapıyor’ cevabını verir.

*          *          *

Karekök içindeki eksi sayılar sanal sayı olup,kök işareti dışına çıkarılamazlar.

Einstein,bir gece uyurken ter içinde korkuyla uyanmıştır:

Rüyada kendisini bir sayı olarak görmüş,önünde eksi işareti var ve karekök  içinde imiş!

Mutlu Bayramlar

İlhan Vardar

Kategoriler: Bilim

2 yorum

Yalcın SEYMEN · 20 Temmuz 2021 11:29 tarihinde

İlhan bey emeklerinize saglik,nice iyi gunlere🖐️😷🌿

Yurdanur BİLGİN · 20 Temmuz 2021 23:57 tarihinde

Çoook teşekkürler İlhan Bey. Lisedeyken en sevdiğim derslerden biriydi Astronomi.
İsmail Gökmen’di kitabın yazarı.
Şimdi mi?.. 81’ini süren emekli bir ekonomistim ve içimde hâlâ ayni heyecan ve istek var.
Pandemi’den önce Ege Üniversitesi’nde, Tazelenme Bölümü açılmıştı ve 2. sınıfa geçmiştim. Korunma başlayınca Zum yoluyla devam etti eğitim.
Bunu neden yazıyorum?.. 15 dersin içinde kozmoloji dersi de vardı… Ve inanın ayni heyecan daha canlı olarak hortladı âdeta.

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RSS
Follow by Email
Instagram