Her Yanı Barut ve Kan Kokuyor. Yazık Oldu Beyrut’a

Prof.Dr.İbrahim Ortaş tarafından tarihinde yayınlandı

48 views

4 Ağustos 2020 tarihinde dünyanın en büyük patlamalarından biri Lübnan’ın başkenti doğunun Parisi-İsviçre’sin de Beyrut’ta patladı. Haberler patlamada en az 150 kişinin ölümüne ve 5 binden fazla kişinin de yaralanmasına, 300 bin kişinin evsiz kalmasına ve kentin güzelliklerinin yerle bir olmasına yol açan patlamada infilak eden 2 bin 750 ton amonyum nitratın neden olduğu yönünde. İddia odur ki amonyum nitratın Mozambik’te bir madende kullanılmak üzere sipariş edildiği, yükü taşıyan gemi Beyrut’ta bazı belgelerin eksik olması nedeniyle gümrüğe takılır ve yoluna devam etmesine müsaade edilmez. Sonrasından mürettebatın maaşını ödeyemeyen gemi limanda bırakıldı ve sonunda bu talihsiz kaza oldu. Tabii kaza mı yoksa bir ateş yumağı olan bölgede patlatıldı mı?

Neden her neyse patlama anının görüntüleri ve sonrasındaki manzaralar tam bir felaket ve içler acısı. Bilincimin oluştuğu son 40 küsur yıldır duyduğum bölge insanı din, mezhep, kültüler arası iç çatışmalar nedeniyle acı içinde yaşamaktadır. Başta Avrupa olmak üzere, Avusturalya, Kanada ve ABD’de çok sayıda Lübnanlı ile tanıştım. Hepsi o güzelim ülkeyi terk etmenin acısını yaşadıklarını belirtirler.

Basına yansıyan patlamadan önce ve sonrası fotoğraflar kahrediyor.

İnsanlığın Çoğaldığı ve İnsan Olma Yolunda İlerlediği Bölge Mezopotamya

Hepimizin bildiği gibi bölge verimli ay diye bilinen bereketli toprakların merkezi olan Mezopotamya’nın sınırları içindedir. İklimi, coğrafi konumu nedeniyle belki de insanlığın ilk geliştiği yerlerin başında gelmektedir. Buğday, arpa, baklagillerin ana vatanı, binlerce endemik bitkinin merkezî, tarihin şekillendiği yerdir Ortadoğu. Sümerlerin il yazıyı geldirdikleri, çanak çömlek yaptıkları, tuğla yaprak bina yaptıkları, matematiğin geliştiği bölgedir Ortadoğu. Ortadoğu insanın insanla çatıştığı, çok tanrılı ve tek tanrılı semavi dinlerin doğduğu topraklardır. Kültürler arası çatışmalar, kanunların ve devletlilerin ilk filizlerinin atıldığı topraklardır Ortadoğu. Dinler öncesi başlayan kabile kavgaları, işgaller, yağmacılık, insanın insanı köleleştirmesi bu topraklarda başladı. İnsanın insana yaptığı zulümleri maalesef bitmedi ve son 200 yıldır da petrolün bölgede bulunması sonrası İsrail devletinin kurulması ile huzur iyice bozuldu. Benim hatıramdaki ilk Ortadoğu bilgisi petrol boykotu ile ilgili. Daha sonraları bilimsel çalışmalarım gereği ziyaret ettiğim Ürdün, Kuveyt, Filistin, İsrail sonrası bölgenin zorlu coğrafi yapısı insan dokusunu da yakından tanıma şansım oldu.

Ortadoğu Bugün İç Çekişmeler İle Can Çekişiyor

Bugün bölgedeki bütün ülkeler tam bir savaş meydanı. Her tarafta Müslümanlar Müslümanlar ile çatışıyor. Nedeni ve niçin’i çok bilinmeyen 2000 yıl önce Arap çöllerindeki kabile ve dinler, mezhepler arası iktidar kavgaları bugün birer yaşam biçimine dönmüş ve insanlar birbirine iktidar gücü kullanmaya çalışıyorlar. Dışarıdan bakınca insan çok üzülüyor bu savaşlara. Tabii işin içine din girince doğru dürüst konular eleştirel düzeyde işlenmiyor. Konular nedenler ve niçinler ancak bölge dışında herkesin konuya nerden baktığına ve çıkar ilişkileri bakış ile işleniyor. Altında petrol ve çıkar ilişkisi olan savaşlara din alet edildiği için bazen tartışılması da yanlış anlaşılıyor. Ancak işin tezat tarafı din insana kavgayı değil barışı önerir, ancak bölge yüzlerce yıldır dinler ve dinler içi çatışmaya dönüşmüştür.

Bölge ülkelerindeki bu kavga ve savaşlar ile toplumların eğitim düzeyi, genel kültürel birikimi arasındaki ilişki doğrusal geliyor bana.

Bölgenin Sorunu Eğitim ve Organize Olmaması

Bölgede bilimsel toplantı ve kurs vermeye gittiğimde bölge ülkelerinin eğitimli insanlarını daha yakından tanıma imkânım oldu. Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü FAO benden Arap yarımadasının gıda güvencesi ve iklim değişimlerini analiz etmemi istemişti. Kuveyt’teki üst düzey toplantı için hazırlık yaparken o zaman bölgenin üretim potansiyelinin ne denli çökük olduğunu anladım. Ürdün ve Kuveyt izlenimlerim sonrası bende oluşan kanı mevcut eğitim ve iş tutma alışkanlıkları ve anlayışları bir ileriye taşınması çok zor. Kuveyt toplantısı sonrası bölgenin en üretken düzenli verisi olan tek ülkenin Türkiye olduğunu çalışarak öğrendim ve gördüm. Atatürk’ün ve Cumhuriyetin kazanımlarının önemini o zaman çok daha iyi anladım.

Bakarsan Bağ Olur, Bakmasan Dağ Olur Mis hâli

Beyrut’ta patlayan kimyasal madenin yaratığı etki akla malzemeyi hangi amaçla kullandığına bağlı öz değişini getirdi. Bir toprak bilimci olarak amonyum nitratı ve bitkilerin beslenmesi için önemini çalıştığımız için iyi biliriz. Bu kadar gübreyi Lübnan çiftçileri tarlalarına uygulasalardı bölge daha yeşil, meyvesi sebzesi tahılı daha bol olurdu. Patlayınca da ülke bir kez daha acı savaşlardan daha yıkıcı şekilde yıkıldı.

Ürdün vadisinin akan Ürdün nehrinin İsrail ve Ürdün-Suriye yakaları arasındaki yeşilliklerin farkını görünce şoke oldum. Irmağın İsrail tarafı yem yeşil, Karşı taraf kuru, sararmış birkaç ot görüntüsü. İster istemez insan düşünüyor. İsrail işgalindeki Filistin topraklarında İsrailler ile Filistin ve Arapların yan yana yerleşim yerleri aynı keza insanı derinden sarsıyor. Yolun bir tarafında birkaç Arap evi, eşeği, devesi, derme çatma iki göz ev, 200 metre ileride İsrail yerleşim yerinde villalar, önünde yeşillikler son model arabalar. Görüntüler insan faktörünün önemini ne ortaya koyan en açık fotoğraflardır.  

Ortadoğu denilince geçmişte müzik, edebiyat, şiir gelirdi. Şimdilerde Arap kültürü can çekişiyor. Çok sayıda eğitimli entelektüel insan bu kargaşa ve iç çatışmalardan dolayı ayrıldılar. Yazık oldu hem de nasıl yazık oldu. Umarım bu gelişmeler ders olur. Geçmişte aklımda kalan en eski şarkılardan bir aşağıda Feyruz’ un okuduğu Beyrut şarkısı gelir. Beyrut’un ne denli güzel bir kent olduğu anlatılır. Feyruz’ un aşağıdaki dizleri ve uzantıdaki şarkısını bir kez daha o güzel ülkenin anısına dinleyelim.  https://www.youtube.com/watch?v=jo3KcpkzmW0

Beyrut…

Kalbimden selamlar sana ey Beyrut…

Öpücükler denizine ve evlerine…

Eski bir denizci yüzü gibi olan bir taşına…

İnsanların ruhundan yapılmıştır o.. Şaraptan…

Şekerdendir… Bir ekmek ve Yasemenden…

Şimdi tadı ne hale geldi?

Ateş ve duman tadı artık…

Beyrut küllerin şanına sahip şimdi…

Şehrim söndürdü ışıklarını;

Elinin üstünde tuttuğu bir çocuğun kanıyla…

kapattı kapılarını ve gökyüzünde yalnız kaldı…

Geceyle beraber…

Sen benimsin, sen benim…

Ahh kucakla beni…

Benimsin sen…

Bayrağımsın, yarın taş…

Ve bir seyahatın dalgaları…

Halkımın yaraları büyüdü..

Ve anaların gözyaşları…

Sen benimsin, sen benim…

Ahh kucakla beni…

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

Kategoriler: Gündem

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RSS
Follow by Email
Instagram
Bu yazı Toplamda 48 views Okunmuştur.