Rize Ayane Tepesi ve Kırklartepe Köyü Sit Alanı İlan Edildi

Mahiye Morgül tarafından tarihinde yayınlandı

324 views

Bu çok güzel bir haberdir. İki ay önce, 30 Ağustos 2020’de resmen ilan
edilmiş, yeni öğrendim. Darısı diğerlerine.


Haberi, ilgisini çekecek bazı dostlarıma dağıttım. İlk cevap
İstanbul’dan, Dr. Mehmet Ali Kutlu’dan geldi. Anıları canlanmış:
“Çocukken, daha okula başlamadan, Ayane dağının tepesine çıkarsam,
gökyüzüne dokunabileceğimi düşünürdüm.


Daha sonra, ilkokul öğretmenlerimizden temin ettiğimiz bazı dergilerde
Ayane şiirleri okudum. Ben de daha o yaşlarda şiirler yazdım.
Dergilere ulaşamadılar, defterimde kaldılar. Kim bilir ne oldu o
şiirler? Şimdi o dergilere ulaşmak isterdim.


Gökyüzünü hayran hayran izler, sonrasını, sonrasını sorardım kendime.
Allah oralarda bir yerlerdeydi, her yerdeydi. Herkesi, her şeyi o
yaratmıştı. Ama onu kim yaratmıştı? O zaman soruyordum bu soruyu
kendime. Ve o an, kâfir olduğum korkusuna kapılır, koşa koşa eve gelir
fazladan, vakitsiz namaz kılardım dakikalarca. Rahmetli annem
telaşlanır,”Oğlum, çocuklar o kadar namaz kılmazlar. Sana namaz farz
bile değil. Kılmazsan da günaha girmezsin.” derdi ve namaz kılarken
beni izlerdi telaşla. Ona neden o kadar namaz kıldığımı anlatamazdım.
Ne düşündüğünü de öğrenemedim.


Aklıma bir zarar gelmiş olabileceğini düşünmüştü muhtemelen.
            Aklımda kalan tek mısra, belki de yanlış hatırlıyorumdur,
“Ne yücedir başın senin”di.
            Sevgiler, Saygılar değerli hocam.”


Altmış yıl önce çocukluğu Ayane’nin çevresindeki köylerde geçenlerden
bir örnektir.


Öğreniyoruz ki Ayane şiirleri varmış eski dergilerde. Yapacak iş çıktı
bana. Kütüphaneci arkadaşımız Recep Koyuncu’nun kütüphanesine uğramam lazım. Orada 1950’li yıllarda basılan Rize Kültür dergileri vardır.
Recep Koyuncu bir çalışkan Rizelidir, imamdır, herkes onu tanır.
Birkaç yıl önce Rize İl Halk Kütüphanesi SEKA’ya gönderilmek üzere
tarumar edilirken, sokağa yığılan kitapları kurtarmaya tek başına
koşmuştu. Kurtarabildiklerini kendi kurduğu özel İhtisas Kütüphanesine
taşımıştı. O dergilerde Ayane şiirleri bulacağımı düşünüyorum.
Ayane dağının yanındaki Kırklartepe Köyü de sit alanı oldu.

(Bkz: http://tvk.csb.gov.tr/rize-ayane-tepesi-tescil-ilani-duyuru-410190
… Rize İli, Merkez İlçe, Kırklartepe Köyü, Ayane Tepesi Doğal Sit
Alanı Bakanlık. Makamının 13.08.2020 tarihli ve 170560 sayılı OLUR’ u
ile…)


Kırklartepe köyünün Ayane ile birlikte sit alanı ilan edilmesine
ayrıca sevindim. Çünkü Kırklar Dağı, Kırklar Kalesi, Kırkkızlar gibi
dağlarda Başoğuzlu ata töremize uygun olarak, kadın askerlerin eğitim
yeri ve anıt mezarları vardır. Örnektir; Ayana kraliçemiz Artemis
Atina seferine giderken otağ kurduğu Beykoz’da, adına yapılan Hz.Ayuşa
türbesi ve yakınlarında da Kırklar Kalesi ve mezarları vardır. Aynı
şekilde Rize Ayane’de kaya mezarı bulunan Artemis’in koruyucuları olan
kadın askerlerin kale-köyü Kırklartepe’de olmalıdır.


Kadın asker mezarlarının bulunduğu Kırklar Dağı, Gelin Kaya gibi
tepelerimizi de sit alanı ilan etmeye sıra gelir dilerim. Potomya’nın
da. Kibledağ’ın altındaki antik yer altı şehridir, asker Laz-opo’ların
damı (evi) burasıdır. Rize’yi bahriye askeri yetiştirme merkezi yapan
tarihsel kökler işte bu damın altındadır.

İkizdere vadisi de doğal sit alanı oldu.
(https://tvk.csb.gov.tr/ikizdere-vadisi-tescil-ilani-duyuru-410184Rize İli, İkizdere İlçesi, İkizdere Vadisi Doğal Sit Alanı, Bakanlık
Makamının 13.08.2020 tarihli ve 170536 sayılı OLUR’ u ile…)


Şaka gibi, ama İkizdere’de kadınların da doğal korunmaya alınması lazım, çünkü genlerinde 1800 Romalı askeri hançerleyerek öldüren
(MÖ.64) Bedir Analı /Petranlı ve Hanzerli asker ninelerinden birer
damar taşıyorlar.


Anımsatmak isterim. Çaykara İspir Bayburt üçgeninde bir Kırklar Dağı
var. Adından anlıyoruz ki kadın askerlerin eğitim kalesiydi. Orada
öldüler, mezarları oradadır.  Başoğuzlu kralımız VI.Büyük Bedri’nin
Rize kalesindeki özel eşyalarına ve hazinelerine Romalı düşmanların
ulaşmasına engel olmak için düşman askerlerine delibal tuzağı
kurdular.


Roma tarihçileri yazdılar. Hıristiyanlığın doğuşunda Milet dedikleri
bu bölgede ilaç yapmayı bilen kadınları büyücü ilan ederek
öldürdüklerini anlatırlar. Neydi ilaç yapan kadınlara düşmanlıkları
diye sormak lazım; kralımız Büyük Bedri zehirlenmeye karşı bir
panzehir kullanıyordu, her gün bir parça o zehirden alıyordu, bu ilacı
ona vermekten sorumlu başkadın savaşçı Furtunaopa vardı. Kralımızı
asla zehirleyemiyorlar ve aldığı panzehir antidot sayesinde hiç hasta
olmuyordu. İşte onun için yüz yıl sonra gelen Romanın korsan kralları
ilaç yapmayı bilen üç bin kadını büyücü ilan edip yakarak öldürdüler,
bunu da kendi yazdıkları kitaplara yazdılar.


Ah gidi Karadeniz… Hey gidi günler hey… Kimileri Romalı korsanların
teknesinde ayaklarından zincirlenmeyi kabul ederek bir tas çorbaya
kürek çekti, kimileri de köle olmamak için dağların tepesine çıktı!
Onun için batılı tarihçiler bizi anlatırken Dağlı Paganlar, Ay
Tanrılılar (Amazonlar) der, kendilerini anlatırken ise bilge kadınları
büyücü ilan edip öldürdüklerini söylemezler.


Evet. Rize’nin Askoroz vadisi de sit alanı ilan edilmelidir. Ancak,
fiilen mümkün değilse de, Rize tarihinde bu bahis yeni nesillere
mutlaka anlatılmalıdır. Yeni haçlı seferlerine karşı çocuklarımızı
uyanık tutmak için bunu yapmalıyız.

Mahiye Morgül


0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RSS
Follow by Email
Instagram