Sevgililer Günü mü? Yas Günü mü?

İlhan Vardar tarafından tarihinde yayınlandı

624 views

Batının metalaştırdığı sevgililer günü doğuda yas günü olarak anılır.

Bu yüzden sevgililer gününe rastlayan haftalarda konu hakkında çarpıcı bilgiler veren okuyacağınız bu yazıyı tekrar yayınlamak istiyorum.

Şubat ayının aşk ile ilişkisi antik çağlara dayanmaktadır.

Antik Roma’da 15 Şubat, bereket tanrısı Lupercus’un onuruna, Lupercalia günü olarak kutlanmaktaydı. Bu gün din adamları kurban ettikleri keçi derilerini kafalarına koyup Lupercus’u simgeleyerek, Roma sokaklarında koşturup, karşılaştıkları herkese dokunurlardı.

Genç kızlar gönüllü olarak ileri atılır, bereket tanrısının dokunuşundan paylarını almaya çalışırlardı.

 İnanışa göre bu dokunuş sayesinde doğurganlıkları kolaylaşacaktı.

Lupercalia bayramı arifesinde yani ondört Şubat’ta genç erkek ve genç kızların isimlerinin yazıldığı kuralar çekilir, bayram boyunca “çift” olma sağlanırdı.

Bayram süresince olan bu birliktelikler genellikle evlilikle noktalanıyordu.

Zamanla bu gayri-Hristiyan bayramı Papa tarafından yasaklanarak sadece kura çekilişine izin verildi.

Ancak artık kuralarda kızların değil azizelerin isimleri yazılıyordu.

Çünkü Hristiyan Kilisesinin ilk kurulduğu yıllarda, evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız olmuşlardı.

Gelelim romantik aşk ile Valentine arasında ki bağlantıya.

Aslında tarihi dokümanlarda böyle bir bağlantı hiç geçmemektedir.

Katolik Ansiklopedisi’ndeki eski kayıtlarda ondört Şubat günü inancı yüzünden öldürülmüş üç tane Aziz Valentine geçmektedir .

Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı ondördüncü  Yüzyıla ait kaynaklarda görülür.

Fransa ve İngiltere’de ondört Şubat geleneksel olarak kuşların çiftleşme günü olarak bilinmekteydi ve bu günün özelliğinden dolayı sevgililer birbirlerine güzel sözler yazan notlar verirler bu notlarda da birbirlerine Valentine olarak hitap etmekteydiler.

 Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde “hoşlanılan kişi” veya “sevgili” anlamlarında da kullanılır.

Dolayısı ile Hristiyan olduğu için öldürülmüş din adamı Valentine ile romantik aşk arasında ilişkiyi anlatan efsanelerin ondördüncü  Yüzyılda ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Bu efsanelerden en ünlüsü, Roma’yı kendi katı kuralları ve zalimce yöneten ikinci Claudius zamanında yaşayan Papaz Valentine’dir.

Cladius Romalı erkeklerin aşkları ve ailelerini bırakmak istememesi dolayısı ile savaşacak asker bulamamaktaydı.

Bu yüzden Roma’da nişan ve evlilikleri yasaklıyor..

Aziz Valentine’de kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte çiftleri gizlice evlendirmeye devam eder.

Bunu duyan İmparator Valentine’yi tutuklatıp öldürtür.

 Ve onun anısına Papa Gelasius 14 Şubat 496’da ölümünden ikiyüzyirmialtı  yıl sonra ondört Şubat’ı Aziz Valentine onuruna kutlama günü ilan etmiştir.

1969 yılında Kilise, takviminden Aziz Valentine gününü çıkarmıştır.

1800’lü yıllardan beride Amerika’da başlayan kutlamalar günümüze kadar gelerek ticari bir güne dönüşüyor.

Artık aşklar, sevgiler en güzel hediyelerle ifade ediliyor.

Doğu’da ondört Şubat yas günüdür.

Filistin Kraliçesi Zenobia/Zeynep,(*) Roma’da 14 Şubat 270’de öldürülüyor.

Onun öldürüldüğü günü Sevgililer Günü ilan ettiler.

14 Şubat 270’de Roma’da öldürüldüğü odada, genç gardiyan Valentin’in yazdığı kâğıt parçası bulundu, kâğıtta “Seni seviyorum Zeynep” yazıyordu.

Ressam Herbert Şmals tarafından yapılan tabloda, sağ alt köşede, gardiyan Valentin, kraliçe Zeynep’e hayran hayran bakarken resmedildi.

Sasani kraliçesi Zeynep (Zeyna Aba), kocası öldükten sonra oniki yıl Venedikli, Galatalı ve Cenevizli korsan yağmacılara karşı savaştı.

Ayrı para bastırdı, Roma’ya vergi vermedi. Yenik düşeceğini anladığı zaman, Pülümür’e ata akrabalarından yardım almaya gitmek istedi, giderken yolda esir düştü.

Başkenti Palmira’yı yakmamaları koşuluyla teslim oldu.

Leyla Zeynep bir Sasani Kraliçesidir.

Sasani Uygarlığı (224 – 651) yağmacı İskender’e isyan ederek kurulmuş olan Selevkos (Selezya/Seleukia) Uygarlığının devamıdır.

Sa-Sani; San Uşakları (Güneşin oğulları) açılımlıdır.

Yakın tarihte Kuzistan- Şiraz-Bağdat çevresinde kurulmuş olan Safevi Luvi Devleti de benzer bir direniş devletiydi ve Yavuz Sultan Selim tarafından, Osmanlı sarayında etkin olan Venedik Yahudi elçisi Balyos ve Fransız Katolik elçisinin isteğine uyularak ortadan kaldırılmıştır.

Kraliçe Zeynep esir alınınca, Roma’ya götürülürken İstanbul boğazında oğlu Lalius’u (Leylaoğlu) öldürüp denize attılar.

Oğlunun diğer adı; Sani-toros (Athenodarius), Darius hanedanından Cano idi!

Roma sokaklarında onu zincire vurulmuş halde dolaştırdılar. Bu durum Anadolu’da duyulunca, bütün Anadolu, Filistin, Akdeniz ve Arnavutluk halkı isyan etti.

Kraliçe Zeynep, halkı isyana teşvik ettiği bahane edilerek esir odasında öldürüldü.

Roma senatosunda, isyan eden Anadolu şehirlerini yerle bir etme cezası verildi, örneğin Antakya bir çok defa yakılanlardandır.

İmparator Claudius tüm Roma erkeklerine iki yıl evlenme yasağı koydu, onları Anadolu’yu yakıp yıkmaya gönderdi.

Yasağa uymayan aşık Valentin önce öldürüldü, sonra aziz ilan edildi.

Öldürdüğünü aziz ilan etmek, yağmacı batının töresidir, buna “ölüsünden yağ çıkartmak” denir!

İşte sizlere efsaneler ve tarihi gerçekler.

Zeynoba’nın yönettiği topraklar: Suriye, Mısır, Filistin, Lübnan, Ürdün, Mısır, Harran, Soli, Silifke, Tarsus ve Ereğli’yi de içine alan, İran Sasani Devletine bağlı Palmira Eyaleti.

Kraliçe Zeynep için bestelenmiş üç opera:

1-Anfosi; Zenobia in Palmira, 1789,

2-Rossini; “Aureliano in Palmira, 1813,

3-Mansur Rahbani; Kraliçe Zenobia/ Sani Opa, Zanapa, Zennube! (1990).

İlhan Vardar

(*) Kraliçe Zeynep hakkında ki bilgiler Eğitimci-Yazar Sn. Mahiye Morgül’ün izniyle “Palmira Kraliçesi Zeynep Sultan” adlı çalışmasından derlenmiştir.


0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

RSS
Follow by Email
Instagram