Tarım Eğitimi İçinde Bulunduğumuz Çağın Gerekliliklerine Uygun Şekilde Senkronize Olmak Zorundadır.

Prof.Dr.İbrahim Ortaş tarafından tarihinde yayınlandı

36 views

Tarım Eğitiminin 177. yıl dönümü Ç.Ü Ziraat Fakültesi ve Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) birlikteliği ile coşku ile kutlandı. Benimde “Cumhuriyetin 100. yılında tarım eğitimi ve öğretimi” konulu panelde kolaylaştırıcı olarak bulunmam istendi. Bu anma günümüzde duayen hocalarımızdan Prof. Dr. Ahmet Çınar Bey kapsayıcı bir konuşma yaptılar. Panelde Prof. Dr. Zeynel Cebeci, Doç. Dr. Sayıt Say, Üretici çiftçi ve hayırsever Mehmet Yaltır beylerde konuşmacı oldular. Bende panelin açılışında son yüz yılda ki gelişmeler ve tarımsal eğitim sürecinde yaşanan sorunlarını işleyip, sorular sorarak genel bir değerlendirme yaptım. Özelde de eğim kalitesi ve üretim sorunu gündeme getirdim. Ülkemizin dünden bugüne ne yazık ki bir bilim politikasının olmamasını ve hedeflerin yetersizliğini vurguladım.
Yüksek ziraat eğitiminin sıfırıncı gününden günümüze 130 bin ziraat mühendisi mezun edilmiş. 40 bini kamuda, 40 bin kadarı özel sektörde çalışıyor. Diğerlerinin akıbeti bilinmiyor.
ÖSYM tarafından her yıl tarım eğitimi için 7300 kontenjan sunulmaktadır. Yıllık 5000 civarında yeni ziraat mühendisi mezun edilmektedir.

Öğrenciler ortaöğretimden üniversitelere gelirken akademik kültür ve bilgi bağlamında yetersiz öğretilerle gelmektedirler. Fakültelere kayıt yaptıran öğrencilerin kayıt yaptırdıkları fakülteye bağlı olarak 230 ile 500 bin sıra aralıklarında başarı sırasında yer almaktadırlar. Çoğunluğu birkaç fen ve matematik sorusu çözerek fakültelere alınmaktadırlar.

Mevcut durumda, tarım ve doğa bilimleri adı altında 46 fakültede farklı programlarda yaklaşık 30 bin öğrenci tarım eğitimi görmekte. Fakültelerin çoğunluğunun yetersiz alt yapı ve akademik kadrolara sahip olmasından ötürü akademik alt yapısı yetersiz öğrencilere nitelikli tarım eğitiminin verilmesini zorlaştırmakta ve çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Zaman içinde akademik kadrolarında çağın gereği olan eğitimi verecek yeterliliğe sahip olamayacağı görülüyor.

Son 30 yılda ziraat mühendisliği eğitim sistemi beş kez değiştirilmiş ancak sonuç değişmemiştir. Ve halen evrensel ölçekte nitelikli ziraat mühendisi yetiştiremiyoruz. Günümüzde bilgi teknolojileri ve iletişim çağında olduğumuzu ve çağa uygun bir eğitim verilmesini belirtim.

Her çağ kendi üretim araçları ve işleyişine uygun eğitim sisteminde, geliştirerek edindiği bilgiyi eğitim yolu ile gelecek kuşaklara aktarır. Aynı zamanda her çağın eğitim yöntemi ve teknoloji alanların temel bilimlere dayalı sağlam alt yapıya sahip olması gerekir. Her çağ sahip olduğu veya yarattığı üretim ilişkilerini sürülebilir kılmak için ürettiklerini öğreterek bilgiyi gelecek kuşaklara aktarmak durumundadır. Bilgiye ulaşma, bilgiden bilgi üretme ve hızla yayma özeliğine sahip olması beklenir. Eğitim yolu ile ürettiği bilgiyi aktarmak ile kalmaz bilgiyi geliştirerek çağa yenilik ve anlam katmalıdır.

İnsanlık tarihin incelendiğinde, avcı toplayıcılıktan gıda üretimine başlamak ile insanlık dünyada ilk defa diğer canlılardan ayrılarak kendi gıdasını kendisi yan tek canlı türü olarak farklılaştı. Tarım devrimi süresince yaklaşık on bin küsur yıl sonra insanlık makine üreterek sanayi çağına everildi. Sanayi çağı ürettiği teknolojiyi sürekli geliştirerek 200 yıl sonra bilgi ve iletişim çağını yarattı. İnsanın bilgiyi çok yönlü geliştirmesi ile bilgi kendi kendini üretir duruma evirdi. İçinde bulunduğumuz çağ çok hızlı bir şekilde yeni teknoloji üreterek kısa sürede bilginin yenilenmesini katlamaktadır. Günümüzde hızla üretilen bilginin bizim gibi bilgi üretimini geriden takip eden ülkeler bu yenilikleri temel işleyişi ile anlayacak ve içselleştirecektir. Aynı zamanda soru; üniversiteleri bu yeniliğe ne kadar kendilerini uyarlıyor/uyarlayabilecek. Bu bağlamda üniversiteler dünyadaki hızlı gelişmeleri ne denli takip ediyor. Kendisi kendi koşullarında yeni olan ne yapabiliyor?

Bu bağlamda Türkiye’de her yönüyle gelişmiş iyi öğrenciyi bünyesinde toplayabilen birkaç Ziraat Fakültesinin gerektiği görülüyor. Tarım ilk şekillendiği Anadolu toprakları nitelikli tarım eğitimi vermeyi hak ediyor diyerek paneli başlattık.

Panelistlerin görüş ve önerileri önemliyi. Katılımcılar da görüşlerini belirtiler. Tarımsal eğitim ve öğretimin 177. yıl döneminde uzun zamandır önemsediğimiz sorunların tartışılmasının yaralı olduğu vurgulandı. 

Özetle 177. yılda gururluyuz mutluyuz ve umutluyuz. Tarım eğitiminin tarımsal gelişim üzerinde çok ciddi katkısı oldu. Ancak tarım programları gibi dinamik alanların sürekli olarak yenilenmesi ve geliştirilmesi kaçınılmazdır.

Önümüzdeki yıllarda tarım eğitiminin arzu ettiğimiz gibi ülkemiz tarımı ve kalkınması için nitelikli insan gücü yetiştirmesini bekliyoruz. Bu sorumluluk hepimizin ve bunun üstesinde geleceğimize inanıyorum.

Yeniden, Tarım Eğitimimizin 177. yılı hayırlı olsun. Cumhuriyetimizin sıfır noktasından günümüze 100 yıllık bu süreçte tarım bilimine katkı sağlayan, emeği geçen meslektaşlarımıza ve tüm bireylere teşekkür ederiz.

Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi, iortas@ibrahimortas

Kategoriler: Gündem

0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

RSS
Follow by Email
Instagram