Yılmaz Güney ve “Duvar” Film İncelemesi

Nihan Vardar tarafından tarihinde yayınlandı

123 views

İlk ismi Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun olarak kararlaştırılan Duvar filmi Yılmaz Güney’in Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz adlı romanından yola çıkılarak çekilmiştir.

Öyküsü: Ankara Merkez Cezaevi hoparlöründen, ertesi gün mahkemeye çıkacak çocuk mahkumların isim listesi duyurulur. Kimi 2.Asliye Ceza’da, kimi Sulh Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacaktır. Cezaevinin dördüncü koğuşu sübyanlardan, yaşları küçük suçlu çocuklardan oluşmaktadır. Aziz, yankesicilikten içeri girmiştir. Arap, anasına sataşan bir adamı öldürmüştür. Yetimhanede büyüyen en küçükleri Şaban ise, ne annesini tanır ne de babasını. Dördüncü koğuştaki çocukların en büyük korkuları, endişeleri, görevlilerden gardiyan Cafer’dir. Cafer zalim ve acımasızdır.

Nöbette olduğu gün çocuk mahkûmları karşısına dizip terör estirir.

Arkadaşları arasında Zapata adıyla anılan küçük mahkum : “Burası dördüncü koğuştur, benim abim, bak camları yoktur, kırıktır.” dizeleriyle başlayan bir şiir okuduğu için hücreye atılır. Dayak yer, işkenceden tabanları şişer.

Sabahları jandarma türküleriyle, anahtar şıngırtılarıyla yataklarından kalkan mahkûmların çocuk çığlıklarıyla da uyandıkları olur. Cezaevinin bir bölümünde devrimciler, bir bölümünde de kadınlar koğuşu vardır. Kadın mahkûmlardan Hatice idam cezası ile yargılanır. Aşığı Şamil’le bir olup kocasını öldürmüştür. İdamla yargılanan âşık çiftin cezaevinde bir kız çocukları doğmuştur.

Avukatları nikâh işlemlerini bitirdiğinde evleneceklerdir. Mesleği öğretmen olan Emel siyasi bir suçu nedeniyle cezaevindedir. Kocasını baltayla öldüren Türkan hamiledir. Sancılar içinde kıvranırken arkadaşları Hanife ve Aysel, onu cezaevinin hamamına götürüp doğumuna yardımcı olurlar.

Devrimcilerin koğuşunda her taraf darmadağındır. Birkaç gün önce yapılan aramada gizli bir tünel ortaya çıkmış, beş mahkûm kaçmış, biri vurulup öldürülmüştür. Koğuşun duvarındaki elle çizilmiş resimler ve devrimci sloganların kazınıp silinmesi için gardiyan Cafer, çocuk mahkûmları görevlendirir. Tüm çocuklar, Cafer’den şikâyetçidirler. Başka cezaevlerine gönderilmesini isterler. Dilekçe yazarlar. Hapishane müdürü tüm dilekçeleri yırtıp sobaya atar.

Cezaevinin arka yolundaki çöplükte küçük Şaban, çöp taşımaktadır. Arkadaşlarından Ziya ile Uzun ise aynı yerde duvar örme işinde çalışmaktadırlar. Şaban birden kaçmaya başlar. Ziya ile Uzun da başka bir istikamete doğru koşarlar. Jandarmalar arkalarından bağırır. O gün nöbeti teslim alan gardiyanlardan Ali Emmi, Şaban’ın kaçmasına mani olmak için arkasından koşar. Silahlar patlar. Şaban vurulup düşer. Uzun teslim olur. Ziya kaybolur. Ali Emmi, Şaban’ın cesedi başında ağlamaktadır.

Olaydan sonra Ali Emmi’nin ifadesi alınır. ” Beceriksiz herif. Dört tane çocuğu idare edemedin. Git savunmanı yaz, elbiselerini de çıkart ve defol! ” diyen cezaevi müdürü tarafından kovulur. Ali Emmi, çocukların sevdiği ve ”Tonton Ali” adını taktıkları bir gardiyandır. Onlara hep sevecenlikle, anlayışla yaklaşmıştır. Çocuk mahkûmlar Ali Emmi’nin oğulları gibidir. Cezaevinin kapısından çıkarken dönüp bakar. Bir an durur ve sonra nefretle tükürür.


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RSS
Follow by Email
Instagram
Bu yazı Toplamda 123 views Okunmuştur.